Gelişmekte olan ekonomiler, uzun yıllar boyunca dev şirketlerin büyüme ve hedeflerini gerçekleştirme alanıydı. Artık bu tablodaki değişim sorgulanıyor.
Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca gelişmekte olan ekonomilere milyarlarca dolar yatırım yapan batının dev şirketleri, şimdi mevcut durumun beklentilerini karşılayıp karşılamadığının muhasebesini yapıyor. The Economist’in haberine göre, ilk bakışta rakamlar Vodafone’un son 20 yılın en dahiyane yönetim fikrini benimsediğini gösteriyor. Dergi, bahsi geçen bu harika fikri, ‘uluslararası şirketlerin, hızlı büyüyen gelişmekte olan ekonomilere açılması’ olarak özetliyor. Telekom devi Vodafone da gelişmekte olan ekonomilerin cazibesine kapılıp bu yolu izledi. Şirket, bu sayede gelişmiş ülkelerdeki satışları düşerken akıllı hamlesiyle gelişen dünyada gelirlerini artırdı. Fakat uluslararası firmaların rakamları daha yakından mercek altına alındığında, gelişmekte olan ekonomilerde kazancın sürekli artacağı düşüncesinin çok da doğru olmadığı anlaşılıyor. Örneğin, Fed’in 2013 baharında tahvil alımlarını azaltacağını açıklamasının ardından Vodafone’un gelişmekte olan ülkelerdeki satışlarının düştüğü belirtiliyor. Bu düşüşün şirketin en büyük pazarlarından Türkiye ve Güney Afrika’da yerel para birimleri lira ve randın tepetaklak olmasıyla süreceği ifade ediliyor. Hatta daha uzun dönemde kaybın derinleşeceği kaydediliyor. Haberde, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye ve Hindistan’a 25 milyar doların üstünde yatırım yapan Vodafone’un buna karşın sadece yüzde 1’lik bir sermaye geliri sağladığı ifade ediliyor.
Vodafone’un son rakamları incelendiğinde ilk bakışta son yirmi yılın en dahiyane yönetim fikrini benimsemiş olduğu görülür. Bu fikir uluslararası şirketlerin, hızlı büyüyen gelişmekte olan ekonomilere açılması gerektiğidir. The Economist dergisinde yer alan habere göre telekomünikasyon devi Vodafone da gelişmiş ülkelerde gerçekleşen satışları düşerken, akıllı hamlesi sayesinde gelişen dünya gelirlerini artırmıştır. Şirketlerin nasıl büyük, risklerini çeşitlendirmiş ve finansal olarak güvenli kalabilmesi konusunda yapılan şiddetli tartışmalarda kurumsal stratejiler her daim çekişmeli bir konu başlığı olmuştur. Fakat gelişmekte olan ekonomilerin coğrafyası tüm şirketleri baştan çıkarmıştır. Vodafone gelişen dünyaya yatırım yapmayı seçen sayısız şirketten sadece biridir.
Fakat uluslararası firmaların rakamlarını daha yakından incelediğinizde, gelişmekte olan ekonomilerde kazancın devamlı artacağı kanısıyla çeliştiği görülüyor. Örneğin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2013 baharında tahvil alımlarını azaltacağını açıklamasının ardından Vodafone’un gelişmekte olan ülkelerdeki satışlarının düştüğü belirtiliyor. Bu düşüşün şirketin en büyük pazarlarından Türkiye’de ve Güney Afrika’da yerel para birimleri lira ve randın tepetaklak olmasıyla devam edebileceği ifade ediliyor. Daha uzun dönem verilerine bakıldığında da tablonun karanlık görünümünün devam ettiği belirtiliyor. Yaklaşık bundan on yıl önce Türkiye ve Hindistan’a 25 milyar dolardan fazla yatırım yaptığı belirtilen Vodafone’un sadece yüzde 1’lik bir sermaye geliri sağladığı ifade ediliyor. Vodafone hissedarlarına çok büyük değerler de sağladı – fakat bu değer artışını Verizon’a çok yüksek bir fiyata sattığı ABD yatırımlarıyla gerçekleştirdi.
S&P 500 endeksinin yüzde 40 gerisinde kaldılar
Bu yıl batılı devler gelişmekte olan dünyaya ince eleyip sık dokumadan ilgi duymuyor. Öte yandan çoğu uluslararası şirketin gelişmekte olan ekonomilerdeki faaliyetlerinin Vodafone’dan çok daha karlı olduğu belirtiliyor. ABD’li şirketler 2012 yılında gelişen ülke yatırımlarından yüzde 12 özkaynak karlılığı sağladılar. Bu rakam küresel ortalama ile de uyum gösterdi. Fakat bu hızlı büyümenin ardından şirket karlarının dolar bazında düşüş yaşadığı belirtiliyor. Yatırımcılar coşkusunu yitirdikçe hisse fiyatlarının uzun bir süredir düşük performans gösterdiğinin altı çiziliyor.
Veri şirketi Stoxx tarafından oluşturulan bir endekse göre gelişmekte olan ülkelere yüksek oranda maruz kalan batılı firmalardan oluşturulan Stoxx Global 1800 EM endeksi, son üç yıl boyunca S&P 500 endeksinin yüzde 40 oranında gerisinde kaldı. Gelişmiş ülkelerdeki iyileşme ise şirketler arasında kaynaklar için daha fazla rekabet olacağı anlamına geliyor.
Tüm bunlar çok uluslu şirketleri stratejik sorularla başbaşa bırakıyor. Şirketlerin Brezilya ya da Asya yöneticileri artık yönetim kurullarından açık çek alamayacak. Gelişmekte olan ekonomilere akının 15 yıl önce patlama yaşayan internet sektörü gibi sonlanacağını öngören habere göre, gelişen dünyada yaşanan felaketler de birçok firmanın ve bazı endüstrilerin tamamının planlarını tekrar gözden geçirmesine neden oluyor. Uluslararası şirketlerin gelişmekte olan ekonomilere koşmasının genel anlamda doğru olduğu fakat bazı büyük hatalar yapıldığı belirtiliyor.
Karlarında yavaşlama yaşayan üç grup şirket var. Coca Cola, Nestlé, Unilever ve Procter & Gamble gibi şirketlerin de içinde bulunduğu tüketici ürünleri şirketleri hem taleplerinde yumuşak bir güçsüzleşme yaşadığı hem de para birimlerinin düşüşünden dolayı olumsuz etkilendiği ifade ediliyor. Öte yandan analiz firması Sangord C. Bernstein’dan Andrew Wood, uzun vadede birçok şirketin geleceğe iyimser baktığını söylüyor. ü
Kaynak : Dünya Gazetesi