Dünyanın En Büyük Uluslararası Müteahhitleri Arasında 38 Türk Firması Var
Uluslararası inşaat sektörü dergisi ENR (Engineering News Record) müteahhitlerin bir önceki yılda ülkeleri dışındaki faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri esas alarak yayınladığı “Dünyanın En Büyük 225 Uluslararası Müteahhidi” listesindeki firma sayısını bu yıl 250’ye yükseltti.
2012 listesindeki 225 firma arasına 33 Türk müteahhidinin girmiş olmasına karşın bu yılki “En Büyük 250” listesinde 38 Türk firması yer aldı. Bu sayı ile Türkiye Çin’in 55 firmasının ardından ikinci sıradaki yerini korumuştur. Üçüncü sırada ise 34 firma ile ABD bulunmaktadır.
ENR listesindeki 38 Türk firmasının 2012 yılı gelirleri toplam 16.8 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Ancak, Türk firmaların ENR listesindeki 250 firmanın toplam gelirindeki 2010 ve 2011 yıllarında sırasıyla %3.8 ve %3.5 olan payı ise 2012’de %3.3’e gerilemiştir. Türkiye bu paylar ile uluslararası sıralamada 2010 yılında 9. sırada, 2011 ve 2012 yıllarında ise 10. sırada yer almıştır.
ENR’a göre 2012’de Kanada, Asya, Avustralya, Latin Amerika, ABD, Ortadoğu, Orta ve Güney Afrika kaynaklı müteahhitlik gelirlerinde %33.6 ile % 2.5 arasında değişen artışlar kaydedilirken Kuzey Afrika kaynaklı gelir bölgedeki siyasi çalkantılara bağlı olarak %10.5 gibi yüksek bir oranda geriledi. Avrupa ise ekonomik durgunluğun etkisiyle yatay bir seyir izledi.
Türk müteahhitlerin En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidin bölgesel gelirlerindeki payı Ortadoğu ve Asya’da azalırken Afrika ve Avrupa’da artış gösterdi. 2011 yılına göre en büyük artış ise %3.0’ den %4.1’e yükseliş ile Afrika’da gerçekleşti.
ABD’nin pazar payı 2012 yılında 2011’e kıyasla dünya genelinde %12.8’den %14’e yükselirken, Ortadoğu ve Afrika’da azalma, Asya ile Avrupa’da ise artış gösterdi. Çin’in pazar payı ise dünya genelinde %13.8’den %13.1’e geriledi. Çin’in Ortadoğu ve Asya’daki pazar paylarında kısmi azalmalar olurken Avrupa’daki payı az da olsa arttı. Afrika’daki payı ise dikkat çekici bir biçimde %40.1’den %44.8’e yükseldi.
GELİR BAZINDA DA DÜNYA İKİNCİLİÐİNİ HEDEFLİYORUZ
TMB Başkanı Emin SAZAK: “Türkiye’nin 2009’dan bu yana ENR listesindeki firma sayısı itibariyle dünyada Çin’den sonra ikinci gelmeye devam etmesi memnuniyet vericidir. Ancak firmalarımızın toplam gelirden aldığı pay itibariyle ikinci sıraya yükselmek daha önemlidir. Hedefimiz bunu başarmak olmalıdır.” dedi.
SAZAK’a göre ENR listesindeki firmaların toplam geliri içerisinde Türk müteahhitlerin 2010’da %3.8, 2011’de ise %3.5 olan payının 2012’de %3.3’e düşmüş, Ortadoğu’daki 2010 yılında %6.3 olan payının ise 2011’de %6.0’ya 2012’de ise %5.7’ye gerilemiş olması Ortadoğu’daki siyasi çalkantılarla ve beraberinde Libya’daki işlerin duraklaması ile yakından ilişkilidir.
Değerlendirmesinin devamında Başkan Emin SAZAK: “Afrika hem potansiyeli ve çekiciliği yüksek bir inşaat pazarı, hem de çetin bir rekabet arenasıdır. Küresel kriz sonrasında pazar paylaşımı yarışı daha da kızışmıştır. Çin’in Afrika inşaat-taahhüt pazarındaki 2002’de %9.9 olan payı 10 yılda dört buçuk kat artarak 2012’de %44.8’e yükselmiştir.
Aynı dönemde Avrupa’nın payı %44.3’den %31.6’ya, ABD’nin payı ise keskin bir düşüşle %24.1’den %4.7’ye gerilemiştir. Türkiye’nin Afrika pazarından aldığı pay 2004 yılında %2 olmuş, 2011’de %3.0’e 2012’de ise %4.1’e yükselmiştir.
Libya’da yaşanan duraklamaya rağmen elde edilen bu sonuç müteahhitlerimizin kıtanın Orta ve Güney bölgelerinde başarıyla yol aldıklarının işaretidir. Aynı zamanda Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından Dışişleri Bakanlığımız ile işbirliği halinde başlatılmış olan ve bu yıl Mozambik ile Angola’dan yetkililerin davet edildikleri Afrika Konferansları Dizisinin ne denli önemli olduğu da bir kez daha ortaya çıkmıştır.” dedi.
SAZAK’a göre, Ortadoğu ve Afrika’daki rekabet artarak devam edecek, bölgenin EPC (mühendislik-tedarik-inşaat) projeleri için ana pazar olmasına karşın Avrupa bankaları başta olmak üzere finans kuruluşlarından finansman temininde yaşanan güçlükler pek çok projenin hızını kesecektir. Finansman temininde ise bir yandan kriterler sıkılaşırken, diğer yandan maliyetler yükselecektir. Mevcut şartlar altında yap-işlet-devret modeline dayalı mega projelerin finansman programlarının aksaması ve projelerin uygulanmasının gecikmesi tehlikesi gündemdedir.