S.A.I.T. Studio’nun tasarım anlayışında renk, dekoratif bir seçimden öte mekanın karakterini, dengesini ve gelecekteki dönüşümünü belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın, renk paletini oluştururken kullanıcı profilinden mekânın işlevine, doğal ışıktan malzeme ve dokuya kadar birçok unsuru birlikte değerlendiriyor.
Yaşam alanlarında renk seçimi çoğu zaman kişisel beğeniler üzerinden değerlendirilse de S.A.I.T. Studio’nun tasarım yaklaşımında renk, projenin ilk kararlarından biri olarak ele alınıyor.
Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın için kullanıcı profili, mekânın işlevi, ışık, malzeme ve zaman içinde değişebilecek parçalar, renk paletinin temelini oluşturuyor.
Yalçın’ın yaklaşımında renk kullanımındaki hedef yalnızca birbiriyle uyumlu tonları bir araya getirmek değil. Renklerin malzemeler ve ışıkla kurduğu ilişki, mekânın dengesini, derinliğini ve karakterini belirliyor.
Renk Paleti Kullanıcıyla Başlıyor
S.A.I.T. Studio’da renk kararları öncelikle projenin kullanıcı profiline göre şekilleniyor. Konut ve özel ofis gibi kişiye özel projelerde yaşam biçimi, alışkanlıklar ve beklentiler tasarımın başlangıç noktasını oluştururken; otel, restoran, mağaza ve genel ofis gibi farklı kullanıcı gruplarına hitap eden projelerde markanın kimliği, sunulan ürün veya hizmet ve hedeflenen kullanıcı deneyimi öne çıkıyor.
Yalçın, her projenin kendine özgü bir renk yaklaşımı gerektirdiğine dikkat çekerek,“ Bir konut tasarlarken o evde kimin yaşayacağını biliyoruz. Kişiyi tanıyor, nasıl yaşadığını ve mekândan ne beklediğini anlamaya çalışıyoruz. Otel ya da restoran gibi projelerde ise çok daha geniş bir kullanıcı kitlesini düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla her projeye aynı renk yaklaşımıyla başlamak mümkün değil.” ifadelerini kullanıyor.
Önce Fon, Sonra Karakter
Yalçın, renk kurgusunu oluştururken mekânı belirli bir hiyerarşi içerisinde ele alıyor. Duvar ve zemin gibi geniş ve kalıcı yüzeyler temel fonu oluştururken; koltuk, yatak ve masa gibi büyük parçalar ile perde, halı ve temel tekstiller ikinci katmanı meydana getiriyor. Hareketli mobilyalar, sanat eserleri ve aksesuarlar ise rengin daha özgür kullanılabildiği alanları oluşturuyor.
“Kalıcı yüzeylerde zamansız bir fon oluşturmayı seviyorum. Genel paleti çoğunlukla tonsürton ilerletiyor, daha iddialı renkleri değiştirilebilir parçalarda kullanıyoruz. Böylece yakın tonlarla bir harmoni ve derinlik yaratırken, renk vurgularıyla mekâna karakter kazandırabiliyoruz.” diyen Yalçın, bu yaklaşımın yalnızca görsel denge sağlamadığını, aynı zamanda mekânın gelecekteki dönüşümüne de olanak tanıdığını belirtiyor.
Bej ve nötr tonlarda kurgulanmış bir salonun; mavi ve lacivert hareketli mobilyalar, tekstiller ve aksesuarlarla farklı bir karakter kazanabileceğine dikkat çeken Yalçın, birkaç yıl sonra aynı parçaların yeşil veya bordo tonlarıyla değiştirilmesiyle duvarlara, zemine ya da ana mobilyalara müdahale etmeden mekânın atmosferinin yenilenebileceğini ifade ediyor.
“Benim için zamansızlık, bir mekânın yıllarca aynı görünmesi demek değil. İyi bir temel farklı renklerle yeniden yorumlanabilmeli. Bazen birkaç parçayı değiştirerek aynı mekânda tamamen farklı bir his yaratabilirsiniz. Tasarımın buna izin vermesini önemsiyorum.” sözleriyle yaklaşımını özetliyor.
Aynı Renk, Her Mekanda Aynı Etkiyi Yaratmıyo
S.A.I.T. Studio’nun tasarım anlayışında renk kartelası yalnızca başlangıç noktası olarak görülüyor. Gün ışığının yönü, aydınlatmanın sıcaklığı, kullanılan malzemeler, yüzeylerin dokusu ve rengin mekândaki kapladığı alan, ortaya çıkan etkiyi doğrudan değiştiriyor.
Aynı tonun doğal taş yanında daha sakin, ahşapla daha sıcak, metal yüzeylerle birlikte ise daha keskin algılanabileceğine dikkat çeken Yalçın, renklerin psikolojik etkisine ilişkin genel kabuller yerine mekânın bütününü değerlendirmeyi tercih ediyor.
“Bir rengin güzel olması yeterli değil. Nerede, ne kadar ve neyle birlikte kullandığımız sonucu değiştiriyor. Bazen rengin geri çekilmesi ve malzemenin öne çıkması gerekiyor, bazen de tam tersine güçlü bir renk mekânın odağını oluşturuyor. Biz tasarım ekibiyle bu dengeyi projenin bütününde kuruyoruz.” diyor.
S.A.I.T.Studio’nun renk yaklaşımında zamansızlık, nötr ve risksiz mekânlar yaratmak anlamına gelmiyor. Yalçın için asıl mesele; güçlü bir fon üzerinde renklerin, malzemelerin ve dokuların birbirini tamamladığı bir harmoni oluşturmak ve kullanıcıya yıllar sonra bu dengeyi bozmadan mekânı yeniden yorumlayabileceği bir alan bırakmak.
Bu anlayışla renk, yalnızca mekânın bugünkü görünümünü belirleyen bir tasarım unsuru olmaktan çıkarak, yaşam alanlarının karakterini ve dönüşüm potansiyelini şekillendiren uzun vadeli bir tasarım kararına dönüşüyor.