Senes Yapı olarak kentsel dönüşümü nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için sadece bir inşaat süreci mi, yoksa sosyal bir dönüşüm mü?
Senes Yapı olarak kentsel dönüşümü, yalnızca eski ve riskli yapıların yıkılıp yenilerinin yapılması olarak görmüyoruz. Bizim için kentsel dönüşüm; fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan bütüncül bir dönüşüm sürecidir.
Kentsel dönüşüm, bir mahallenin sadece binalarını değil, yaşam kalitesini, komşuluk ilişkilerini, güvenlik anlayışını ve geleceğe olan güvenini yeniden inşa etmektir. Bu nedenle süreci sadece teknik bir inşaat faaliyeti olarak değil, toplumsal bir iyileştirme ve değer üretme sorumluluğu olarak ele alıyoruz.
Gerçek bir kentsel dönüşüm;
• Depreme dayanıklı ve güvenli yapılar üretmeyi,
• Modern altyapı ve çevre düzenlemeleriyle yaşam standartlarını yükseltmeyi,
• Sosyal donatı alanlarıyla mahalle kültürünü güçlendirmeyi,
• Bulunduğu bölgenin ekonomik canlılığını artırmayı hedeflemelidir.
Biz Senes Yapı olarak her projeye, o bölgenin kimliğini koruyarak ve geliştirme bilinciyle yaklaşıyoruz. Amacımız sadece konut üretmek değil; sürdürülebilir, güvenli ve estetik yaşam alanları oluşturmaktır. Bizim için kentsel dönüşüm yalnızca bir inşaat süreci değil, toplumsal bir dönüşüm ve gelecek inşa etme sorumluluğudur. Her projemizde bulunduğumuz bölgeye, topluma ve ülkemize kalıcı değer bırakmayı hedefliyoruz.
Türkiye’de kentsel dönüşümün en büyük sorunu sizce nedir?
Türkiye’de kentsel dönüşümün önündeki en büyük başlıklardan biri, bana göre resmi kurumlar arasındaki koordinasyon ve sürdürülebilir finansman modellerinin yeterince güçlü kurulamamış olmasıdır.
Kentsel dönüşüm yalnızca yapı yenileme değil; planlama, finans, sosyal denge ve kamu-özel sektör iş birliğinin aynı anda çalışmasını gerektiren çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle yerel yönetimler, merkezi kurumlar, finans kuruluşları ve özel sektör arasında daha hızlı işleyen, öngörülebilir ve uzun vadeli finansman mekanizmalarının kurulması kritik önem taşır.
Bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu şey; kuralları net, süreçleri hızlı ve finansmanı erişilebilir bir kentsel dönüşüm ekosistemidir. Böyle bir yapı kurulduğunda hem yatırımcı güveni artar hem de vatandaşın dönüşüm sürecine katılımı çok daha kolay hale gelir.
Özetle, doğru planlama ile güçlü finansal araçların bir araya gelmesi Türkiye’de kentsel dönüşümün hızını ve kalitesini belirleyecek en temel unsur olacaktır.
Deprem gerçeği düşünüldüğünde, projelerinizde nasıl bir mühendislik yaklaşımı benimsiyorsunuz?
Deprem gerçeği, bizim için bir gündem maddesi değil; projelerimizin çıkış noktasıdır. Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde bulunan bir ülkede mühendislik anlayışı, en üst güvenlik standartları üzerine kurulmak zorundadır.
Biz Senes Yapı olarak projelerimizde önleyici, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir mühendislik modeli benimsiyoruz.
Tüm projelerimiz, kendi bünyemizde görev yapan deneyimli mühendislerimiz tarafından planlanır ve uygulanır. Sürecin her aşaması, zemin etüdünden statik projelendirmeye, uygulamadan saha denetimine kadar, iç kontrol mekanizmalarımızla sürekli takip edilir.
Bu yaklaşım, dışa bağımlılığı azaltırken kalite standardımızın her projede aynı seviyede kalmasını sağlar.
Riskli yapıların dönüşüm sürecinde karşılaşılan en büyük teknik zorluk nedir?
Riskli yapıların dönüşüm sürecinde karşılaşılan en büyük teknik zorluklardan biri, İstanbul’un son derece çeşitli ve karmaşık zemin yapısıdır.
İstanbul, coğrafi ve jeolojik açıdan çok farklı karakterde zeminleri bir arada barındıran bir şehir. Aynı ilçe içinde bile birkaç kilometre arayla tamamen farklı zemin davranışlarıyla karşılaşmak mümkün. Bu nedenle riskli bir yapıyı dönüştürmek sadece eski binayı yıkıp yenisini yapmak anlamına gelmez; her parsel için zemin özelliklerini doğru analiz etmek ve projeyi buna göre tasarlamak gerekir.
Sağlıklı bir dönüşüm için zemin etütlerinin doğru yapılması, mühendislik hesaplarının bilimsel verilere dayanması ve her zemine uygun temel ve taşıyıcı sistemlerin uygulanması kritik önem taşır. Çünkü farklı zemin koşulları farklı mühendislik çözümleri gerektirir.
Kısacası, İstanbul gibi jeolojik çeşitliliği yüksek bir şehirde kentsel dönüşümün teknik başarısı, mühendislik biliminin doğru uygulanmasına ve zemine uygun yapı üretme disiplinine doğrudan bağlıdır.
Vatandaşların güvenli yapı konusunda bilinç düzeyini yeterli buluyor musunuz?
Son yıllarda yaşanan depremlerle birlikte vatandaşlarımızın güvenli yapı konusundaki farkındalığının önemli ölçüde arttığını görüyoruz. Ancak bilinç düzeyinin hala istenen seviyede olduğunu söylemek zor.
Çoğu kişi artık “deprem gerçeğini” kabul ediyor; fakat güvenli yapının ne anlama geldiği konusunda teknik bilgi eksikliği devam ediyor. Örneğin;
• Binanın yaşı tek başına güvenli olup olmadığını belirlemez.
• Sadece dış görünüş ya da lüks donatılar yapının sağlam olduğu anlamına gelmez.
• Asıl belirleyici olan; zemin etüdü, taşıyıcı sistem tasarımı, malzeme kalitesi ve mühendislik disiplinidir.
En kritik konu, vatandaşın “güvenli yapı” kavramını estetikten ve konfordan ayırabilmesidir. Güvenlik; görünmeyen ama hayati olan mühendislik detaylarında saklıdır.
Kentsel dönüşümde hak sahipleriyle uzlaşma sürecini nasıl yönetiyorsunuz?
Kentsel dönüşümde teknik süreç ne kadar önemliyse, hak sahipleriyle yürütülen uzlaşma süreci de en az o kadar kritiktir. Çünkü dönüşümün merkezinde beton değil, insan vardır.
Biz Senes Yapı olarak uzlaşma sürecini bir “ikna süreci” değil, karşılıklı güven ve şeffaflık süreci olarak yönetiyoruz.
Sürecin en başında hak sahiplerine; projenin teknik detaylarını, finansal modeli, i nşaat süresini ve teslim koşullarını net ve anlaşılır bir şekilde aktarıyoruz.
Belirsizlik güvensizlik doğurur; bu nedenle her adımı açıkça paylaşıyoruz.
Her hak sahibinin beklentisi, kaygısı ve önceliği farklı olabilir. Uzlaşma sürecinde adalet duygusunu korumak temel prensibimizdir. Sözleşme süreçlerini net, ölçülebilir ve herkes için eşit şartlarda yürütürüz.
Sadece imza aşamasında değil, proje boyunca iletişim kanallarımız açık kalır. Hak sahipleri sürecin her aşamasında bilgilendirilir. Bu yaklaşım, güven ilişkisini güçlendirir.
Dönüşüm sadece bireysel kazanım değil, mahalle ölçeğinde bir iyileşme olmalıdır. Komşuluk ilişkilerini ve sosyal dokuyu koruyacak planlamalar yapmaya özen gösteririz.
Uzlaşma; baskıyla değil, güvenle sağlanır.
Bizim için başarı, yalnızca projeyi tamamlamak değil; hak sahiplerinin gönül rahatlığıyla süreci sahiplenmesidir. Çünkü kalıcı değer, güçlü bir güven zemini üzerinde yükselir.
Bu süreçte en çok zorlayan konu finansman mı, iletişim mi?
Finansman teknik olarak en zorlayıcı başlık olabilir; ancak iletişim doğru kurulmadığında hiçbir model sürdürülebilir olmaz. Kalıcı başarı, güçlü finansal yapı ile şeffaf iletişimin birlikte yönetilmesiyle mümkündür.
Artan maliyetler kentsel dönüşüm projelerini nasıl etkiliyor?
Artan maliyetler kentsel dönüşüm projelerinde fizibiliteyi daha hassas hale getiriyor, finansman ihtiyacını artırıyor ve karar süreçlerini yavaşlatabiliyor. Ancak biz Senes Yapı olarak bu süreci güçlü mali planlama, verimli mühendislik çözümleri ve kaliteden ödün vermeyen bir anlayışla yönetiyoruz. Çünkü maliyetler değişebilir; fakat güvenli ve sürdürülebilir yapı üretme sorumluluğu değişmez.
Vatandaşlara bu konuda vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Güvenli bir yapı, görünüşten ya da kısa vadeli kazançlardan bağımsız olarak inşa edilir. Kentsel dönüşümde öncelik, kaliteli mühendislik, sağlam malzeme ve disiplinli bir süreçtir. Bu süreçte sabırlı ve bilinçli olmak; kendi güvenliğinizin, ailenizin ve mahalle yaşamınızın temelini korumanın en doğru yoludur.
.jpg)