Zarif Noyan Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Zarif Noyan. Noyanlar Group of Companies’de, eşim Ahmet Noyan ile birlikte grubun stratejik yönetimini yürüten ikinci kuşak liderlerden biriyim. Uzun yıllardır, şirketimizin kurumsallaşma sürecine, marka yapılanmasına ve uluslararası yatırımcı ilişkilerine yön veren bir rol üstleniyorum.
Noyanlar, Kıbrıs’ın en köklü ve en büyük gelişim hikâyelerinden birine sahip. Benim için önemli olan, bu güçlü mirası modern bir vizyonla buluşturmak; sürdürülebilir, yenilikçi ve global standartlarda bir yaşam markasına dönüştürmek. Bugün özellikle marka stratejisi, büyüme planları ve yeni nesil projelerin yol haritası üzerinde çalışıyorum.
Aile kültürünü profesyonel yönetim yaklaşımıyla bir araya getirmeyi önemsiyorum. Ahmet Bey ile birlikte hem yatırımcıların beklentilerini hem de bölgenin geleceğini doğru okuyarak Noyanlar’ın yeni dönem vizyonunu şekillendiriyoruz. Bu yolculuk benim için yalnızca bir iş değil; Kıbrıs’ın geleceğine katkı sunma motivasyonuyla taşıdığım bir sorumluluk.
Kısaca eğitim sürecime de değinecek olursam; lise eğitimimin ardından Doğu Akdeniz Üniversitesi, İngilizce öğretmenliği (2000) ardından da İletişim Fakültesi’nde (2019) yüksek lisans yaparak mezun oldum. Aynı üniversitede öğretim görevliliği de yaptım.
Kariyer sürecimi de özetleyecek olursam;
- 2000: Satış personeli olarak kariyer başlangıcı
- 2006: Satış Müdürlüğü’ne terfi; farklı departmanlarda yöneticilik deneyimi
- 2010: Pazarlama ve Satış Direktörlüğü’ne atandı, aynı yıl Yönetim Kurulu Üyesi oldu
- 2018: Yurt dışı pazarlama direktörü olarak Türkiye, İngiltere, Ukrayna, Letonya, İran, Kazakistan, Moldova, Rusya gibi ülkelerde ofis süreçlerine liderlik etti
- HUB Property Investment kurucusu ve genel direktörü,
- Zagidas Patisserie zinciri kurucusu ve direktörü
Ayrıca şirketlerimizin kurumsal markalaşma, pazar analizi, müşteri deneyimi ve satış ekipleri eğitimi konularında stratejik katkı sağladım.
3 tane pırıl pırıl çocuğumuz ve dünyalar tatlısı bir torunumuz var; şu anda kızımız Doğa ve Gökhan da şirketimizde aktif olarak görev almış durumda.Küçük oğlumuz İbrahim ise eğitimine devam etmektedir.
Noyanlar Group’ta ikinci kuşak olarak yer almak sizin için ne ifade ediyor?
Noyanlar Group’ta ikinci kuşak olarak yer almak, benim için emaneti devralmak değil; ölçeği ileri taşımak anlamına geliyor. 30 yılı aşan köklü bir inşaat mirasının üzerine, global standartlar, finansal disiplin ve yenilikçi vizyon ekleyerek şirketi geleceğe hazırlıyoruz. Sektörde güven inşa etmek kadar, güveni sürdürülebilir kılmak da sorumluluğumuzun bir parçası.
Aile şirketinde çalışmanın avantajları ve zorlayıcı yanları neler?
Noyanlar Group’ta ikinci kuşak olarak yer almak benim için, güven üzerine kurulmuş bir mirası daha da ileri inşa etme sorumluluğu demek. Avantajımız; karar alma süreçlerinde bürokrasiye takılmadan hızlı aksiyon alabilmemiz ve yatırımcıya uzun vadeli değer sunma odağımızı koruyabilmemiz. Bu sayede yalnızca proje geliştirmiyor, projeyi eş zamanlı yönetme gücünü de sahada gösterebiliyoruz.
Elbette aile şirketinde çalışmak, beklentilerin her zaman yüksek olduğu bir ortamı da beraberinde getiriyor. Biz bu dinamiği bir dezavantaj olarak değil, teslimat standardımızı sürekli yükselten bir pusula olarak görüyoruz. Zorluk ise, kurumsallaşmayı güçlendirirken aile değerlerimizin getirdiği güven ve istikrar hissini aynı dengede tutabilmek - ki biz bunu Noyanlar’ın kurum kültürünün en değerli bileşeni olarak kabul ediyoruz.
Sonuçta bizim için önemli olan, mirası devralmak değil; mirasın ölçeğini büyütürken güvenini de sürdürülebilir kılmak.
Noyanlar Group kuruluş sürecini ve bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün, küresel sahil yerleşimlerinin aksine hala bakirliğini ve doğal yaşam konforunu koruyan, bu nedenle de yatırımcı için gerçek anlamda uzun vadeli bir değer havuzu sunan bir ada. Dünyanın gözde ve artık doyuma ulaşmış sahil destinasyonlarında büyüme sınırlanırken, Kıbrıs’ın keşfedilmemiş kıyı şeridi ve ada yaşamı dinamikleri, inşaat ve yaşam çözümleri için hâlâ geniş bir oyun alanı bırakıyor.
Noyanlar Group olarak biz bu potansiyeli, yalnızca metrekare üreterek değil; sahili yaşama dönüştüren, konforu yükselten ve yatırımın yönünü netleştiren projelerle değerlendiriyoruz. Kuruluşumuzdan bugüne taşıdığımız en büyük sermaye, ölçeği büyütürken güveni sabit tutabilmek ve ada yaşamının ihtiyaçlarına cevap verirken teslimat standardını asla esnetmemek oldu.
Bugün geldiğimiz noktada, eş zamanlı 18 proje yönetme gücümüz, bu disiplinin sahadaki karşılığı. Ancak asıl farkımız; kulelerin, rezidansların ya da karma yaşam alanlarının sayısı değil — her projede aynı konfor hissini, aynı güven akışını ve aynı kalite imzasını tekrar tekrar inşa edebilmek.
Çünkü biz, adayı değil; ada yaşamını yükseltiyoruz. Yatırımcıya sunduğumuz da tam olarak bu: Konforu ölçekle, güveni kaliteyle, değeri öngörüyle inşa eden bir sistem.
Kısa ve orta vade de Noyanlar Group’un büyüme stratejisinin ana başlıkları nelerdir?
Noyanlar Group’un kısa ve orta vadeli büyüme stratejisi, ada yaşamının doğal potansiyelini doğru projelerle buluşturma ve bunu sürdürülebilir bir inşaat gücüyle ölçekleme üzerine kurulu.
Bu dönemde önceliğimiz, sahil şeridini yalnızca bir lokasyon olarak değil; sosyal yaşam, wellness, gastronomi ve kesintisiz konfor deneyimi olarak kurgulayan projeleri artırmak. Büyüme planımızın merkezinde zamana yayılan esnek ödeme çözümleri, yatırımcı güvenini güçlendiren şeffaf finansal planlama ve eş zamanlı proje yönetme kapasitemizi korurken teslimat disiplinini daha da yükseltmek var.
Aynı zamanda yalnızca yeni projeler geliştirmek değil, sahadaki etkimizi genişletmek de bir diğer stratejik başlık. Bu yüzden, deniz kenarında konumlanan Ocean Life Residence ve River Side Residence gibi yaşam odaklı konseptleri büyüme rotamızın güçlü taşıyıcıları olarak konumlandırıyor; rezidans, ticari alan ve karma kullanım projelerini ada kimliğine değer katan bir mimari ve operasyon standardıyla çoğaltıyoruz.
Sonuçta Noyanlar Group için büyüme; daha çok inşa etmek değil, daha güçlü bir yaşam sistemi inşa etmektir. Bu sistemin de değişmeyen ana başlıkları: güven, konfor, ölçek ve kusursuz teslim.
Noyanlar Group olarak yatırım yapacağınız alanları seçerken hangi kriterlere önem veriyorsunuz?
Noyanlar Group olarak yatırım alanı seçerken bizim için en belirleyici kriter, lokasyonun bugünkü değeri değil; yarın yaratacağı yaşam ve yatırım ekosisteminin gücüdür. Bu yüzden özellikle sahil bölgelerini değerlendirirken, kıyının hâlâ bakir kalmış olmasını bir avantaj olarak görür; doğal manzarayı, sosyal akışı ve konforu koruyabileceğimiz alanları önceliklendiririz.
Bir yatırımın gerçek potansiyeli, ancak üzerine inşa edilecek yaşam deneyimi sürdürülebilir olduğunda değer üretir. Bu nedenle seçim sürecimizde; wellness, topluluk yaşamı, gastronomi, yaya ve bisiklet akışı gibi sosyal dinamikleri barındırabilecek alanlara, aynı zamanda esnek ödeme ritmi ve ölçeklenebilir proje planlamasıyla desteklenebilecek noktalara odaklanırız.
Kriterlerimiz aynı zamanda, yatırımcının sürece güvenle dahil olmasını sağlayacak bir yapı kurmaya da hizmet eder. Bu yüzden yalnızca bir arazi ya da proje değil, uzun vadede değerini koruyan ve ada yaşamının konforuyla uyumlu bir sistem sunan bölgeler bizim için doğru adrestir.
Çünkü biz yatırım yaparken şunu sorarız: “Burada kaç metrekare inşa edebiliriz?” değil, “burada nasıl bir yaşam inşa edebiliriz?” Ve kararımızı da buna göre alırız.
Noyanlar Group’in önümüzdeki dönemde odaklanacağı yatırım alanları nelerdir?
Noyanlar Group önümüzdeki dönemde yatırım odağını, ada yaşamının konforunu güçlendiren ve sahil değerini sürdürülebilir şekilde yükselten alanlara yönlendiriyor.
Bu doğrultuda özellikle; sahil ve rezidans geliştirme alanı, Noyanlar’ın büyüme rotasının ana omurgasını oluşturuyor. Kıbrıs’ın 71–444 m² arasında değişen geniş yaşam seçenekleri sunan Ocean Life, River Side ve Four Seasons 2 gibi sahil yerleşimleri, yalnızca konut değil, akışkan bir topluluk yaşamı sunan birer yatırım sistemi olarak konumlanıyor.
Ticari ve Karma Kullanım Projeleri de bir diğer kritik yatırım başlığı. Bu projelerde hedef; ofis, rezidans ve sosyal yaşamı kesintisiz manzara ve resort konforu ile buluşturan, hem yaşam hem de yatırım getirisi üreten alanlar inşa etmek.
Ayrıca Wellness & Lifestyle Altyapıları, Noyanlar için artık bir yan unsur değil; proje seçiminden teslimine kadar tüm süreçte yön verici bir kriter. Bu yüzden yatırım yapılacak her yeni adreste; yeşil alan, yaya ve bisiklet akışı, gastronomi, sakinlik deneyimi ve iyi yaşam mimarisi sistemin doğal bir parçası olacak şekilde planlanıyor.
Sonuçta Noyanlar’ın yeni dönem yatırım alanları; konforla değerlenen sahil, ölçekle güçlenen güven ve yaşamla realize olan yatırım ekseninde şekilleniyor.
Uluslararası projeler veya yurt dışı açılım planları gündeminizde var mı?
Noyanlar Group için uluslararası açılım, bir hedef olmaktan çok inşaat gücünün doğal bir evrimi olarak gündemimizde yer alıyor. Kıbrıs’ın bakir kıyı şeridinde kazandığımız deneyim, sahil yaşamını doğru standartta inşa etme becerimiz ve eş zamanlı 18 proje yönetme disiplinimiz, sınırları aşabilecek bir operasyon modelinin de kanıtı.
Bugün artık yalnızca yerel bir geliştirici değil; sahil lüksünü, topluluk yaşamını ve yatırımın ritmini aynı sistem içinde tasarlayıp teslim edebilen bir inşaat grubuyuz. Bu nedenle uluslararası pazarlarda da rezidans, ticari alan ve karma kullanım projelerinde aynı yaşam konforu ve teslimat disiplinini sunabileceğimiz lokasyonlar radarımızda.
Ancak genişleme planımızın özü şu: her ülkeye açılmak değil, doğru kıyıya açılmak. Noyanlar imzası taşıyan bir projenin yurt dışında da var olması ancak, ada yaşamının konforunu koruyabileceğimiz, manzarayı sahaya dönüştürebileceğimiz ve yatırımcı güvenini sürdürülebilir kılabileceğimiz kriterler sağlandığında anlamlıdır.
Bu yüzden uluslararası açılım planımız, ölçeğimizi değil; standardımızı büyütmeye hizmet eder. Çünkü bizim için büyüme; daha uzağa inşa etmek değil, daha güçlü bir yaşam sistemi inşa etmektir.
Kıbrıs’ı gayrimenkul ve yatırım açısından cazip kılan unsurlar sizce neler?
Kıbrıs’ı gayrimenkul ve yatırım açısından cazip kılan şey, henüz keşfedilmemiş bir adanın sunduğu özgürlük hissi ile geleceğe açık büyüme alanıdır. Malta gibi gözde adalar bugün yatırımcı için artık sınırlı bir hareket alanı sunarken, Kıbrıs’ın doğal dokusu, bakir kıyıları ve el değmemiş yaşam alanları, değer üretmek için hâlâ geniş bir zemin bırakıyor.
Bu cazibenin özü; denizin, gün ışığının ve sosyal yaşam akışının korunabilir ve sürdürülebilir olması. Bizim için bir lokasyon, ancak manzara ile yaşamı aynı ritimde yükseltebiliyorsa gerçek potansiyel taşır. Kıbrıs’ta bu potansiyeli özel kılan da tam olarak bu: sahil yaşamının henüz şekilleniyor olması, topluluk kültürünün organik büyümesi ve yatırım değerinin teslimden sonra değil, teslim sürecinin ritmiyle yükselmesi.
Noyanlar Group olarak biz Kıbrıs’ın cazibesini şu şekilde görüyoruz: yatırımcı için esnek ödeme planlarıyla zamana yayılan güven, sakin ve iyi yaşam odaklı projelerle birleştiğinde, Kıbrıs’ı yalnızca bir yatırım adresi değil; değeri yaşayarak realize eden bir ada sistemi haline getiriyor.
Sonuçta Kıbrıs’ı güçlü kılan; bugünün popülerliği değil, yarının konforla inşa edilebilir olmasıdır.
Kıbrıs projelerine yerli ve yabancı yatırımcı ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kıbrıs projelerine yatırımcı ilgisini değerlendirirken, biz bunu tek bir pazarın trendi olarak değil; farklı coğrafyaların aynı adaya kesişen merakı olarak okuyoruz. Çünkü yatırımcı profili artık homojen değil. Noyanlar Group projelerinde ilgi; Azerbaycan’dan İngiltere’ye, Rusya’dan Orta Doğu’ya kadar birbirinden farklı beklentilere sahip yatırımcıların ortak bir noktada buluşmasıyla şekilleniyor: Konforlu sahil yaşamı ve güvenilir teslimat sunan bir sistem.
Kimi yatırımcı için Kıbrıs; Akdeniz’in huzurlu yaşam temposunu deneyimlemek, kimi için kıyıda değerlenen bir gayrimenkul portföyünü çeşitlendirmek, kimisi içinse doğayla temasını kaybetmeden modern bir rezidans lüksüne sahip olmak demek. Biz de projelerimizi bu farklı motivasyonları anlayarak geliştiriyoruz. Çünkü ada, farklı kültürleri aynı sakinlikte ağırlayabilecek bir esnekliğe sahip, Bizim inşaat ve ödeme modellerimiz de aynı esnekliği sunuyor.
Bu nedenle yatırımcı ilgisini değerlendirirken şunu görüyoruz: Kıbrıs, çok uluslu bir talep çekiyor; Noyanlar Group ise bu talebi aynı kalite standardında buluşturabiliyor.
Kıbrıs’ta önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni proje konseptleri var mı?
Noyanlar Group olarak yeni proje konseptlerimizi kurgularken, 2025’te tanıttığımız Olea Residence, La Palazzo ve Solmaris gibi projeler bize önemli bir içgörü sundu: Yatırımcı artık sadece bir konut değil, bir yaşam senaryosunun içine yerleşmek istiyor. Biz de bu ilgiyi doğru okuyup, adanın ruhunu koruyan ama modern kullanım pratiklerini odağa alan konseptler geliştirdik.
Olea Residence, yeşili ve günlük yaşamı sakin bir tempoda bir araya getiren yapısıyla, adanın doğasında kaybolmadan konforlu bir rutin kurma ihtiyacını karşıladı. Olea Residance gelişen bölgelere yönelik yatırım talebinin yeni merkezlere kayma eğilimini temsil ediyor. La Palazzo ve Solmaris gibi projelerimizde gördüğümüz ilgi de bize şunu gösterdi: Lüks, artık yalnızca mimaride değil; kolay kullanılabilen, sosyal hayata karışabilen, kendini tekrar etmeyen adreslerde anlam kazanıyor.
2026’ya girerken hedefimiz, bu konseptleri tek bir anlatı etrafında sıkıştırmadan, her birinin yaşam karakterini ve kullanım kolaylığını daha da belirginleştirmek. Noyanlar için gelecek dönem, yeni bir mimari trend yaratma dönemi değil; lanse ettiğimiz projelerin kendi karakterleriyle daha da güçlendiği bir dönem olacak.
Bu arada 2026’da müşterilerimizin çok keyif alacağı süpriz projelerimiz de ön satışa çıkartılacak.
.jpg)
Noyanlar Group’un Kıbrıs’taki uzun vadeli hedefleri neler?
Noyanlar Group’un uzun vadeli Kıbrıs hedefi, Akdeniz’in en konforlu ada yaşam markalarından biri olarak anılmak ve bunu nitelikli inşaat ile tutarlı yatırım modelleriyle desteklemek. Bizim için uzun vadede büyüme, yeni kıyılar satın almak değil; mevcut kıyılarda yaşam kalitesini sistematik olarak yükseltmek demek.
Bu hedefin bir ayağı, adanın yaşam ritmine uyumlanan sürdürülebilir yerleşimler kurmak. Örneğin River Side ve Ocean Life gibi projelerle test ettiğimiz model, topluluk yaşamını organik şekilde büyütebilen, açık havayı sosyal hayatın doğal parçası yapan bir planlama anlayışı. Uzun vadede bunu daha da ileri taşıyıp, kıyı yaşamını 365 gün deneyimlenebilir kılan ve yatırımcıya ödeme kadar kullanım kolaylığı da sunan projeler geliştirmeyi hedefliyoruz.
Hedefimizin diğer ayağı ise uluslararası yatırımcı ilgisini doğru analiz ederek çeşitlendirilmiş yaşam formatları sunmak. Çünkü bugün Kıbrıs’ta ilgi gören şey sadece “denize sıfır konut” değil; farklı kültürlerin aynı sakinlikte, aynı kalite standardında yaşayabileceği bir ada deneyimi. Biz de bu yüzden projelerimizi, günlük yaşam pratiklerinden sosyal buluşma alanlarına kadar, tek tip değil; esneyebilen ama seviyesini düşürmeyen bir standartla geliştiriyoruz.
Ve son olarak bizim için uzun vadeli hedef, adanın mimari siluetinde iz bırakmak değil; adanın günlük hayatında yer edinmek. Çünkü Noyanlar’ın gerçek imzası, uzaktan görülen kulelerde değil; içinde huzurla yaşanan adreslerde saklıdır.
2025 yılı nasıl geçti. 2026 yılı hedefleriniz nelerdir?
2025 yılı Noyanlar Group için lanse edilen projelerin sahada karşılığını gördüğümüz bir dönem oldu. Olea Residence ile Geçitkale’de doğayla iç içe modern yaşam alanları sunarken, Ocean Life Residence ile sahilde mimari ve sosyal alanları birleştiren ayrıcalıklı yaşam konseptini güçlendirdik. Ayrıca Olea Residence, La Palazzo ve Solmaris gibi farklı ölçek ve kullanıcı beklentilerine hitap eden adresler de portföyümüzü zenginleştirdi — her biri mimarisi, sunduğu konfor ve yatırım potansiyeliyle kendi segmentinde dikkat çekti.
2026’da hedefimiz bu çeşitli yaşam konseptlerini olgunlaştırmak ve sürdürülebilir hale getirmek. Bunun anlamı yalnızca yeni bir proje duyurmak değil; 2025’te hayata geçirdiğimiz Olea ve Ocean Life gibi konseptlerin kullanıcı tarafında benimsenen özelliklerini daha da öne çıkararak devam ettirmek. Örneğin; Olea markamızda doğayla uyumlu yaşam alanlarını daha genişleyen sosyal ve günlük yaşam olanaklarıyla desteklemek, Ocean Life gibi sahil odaklı projelerde topluluk alanlarını çeşitlendirmek ve yaşam akışını güçlendirmek, La Palazzo ve Solmaris gibi konseptlerde ise rezidans kalite standardını daha da yükseltmek önceliklerimiz arasında olacak.
Kısacası 2026 vizyonumuz, 2025’te lanse ettiğimiz eşsiz yaşam konseptlerini sadece fiziksel olarak çoğaltmak değil; her birini kullanıcı beklentileri ve yatırım değerleriyle daha da olgunlaştırmak. Böylece Kıbrıs’ta hem yerel hem uluslararası yatırımcıların tercih ettiği, kaliteli yaşam odaklı bir portföy yaratmayı sürdüreceğiz.

Önümüzdeki 5–10 yılda Türkiye inşaat sektörünün nasıl bir yöne evrileceğini öngörüyorsunuz?
Önümüzdeki 5–10 yılda Türkiye inşaat sektörünün yönünü belirleyecek ana kırılımın, “daha çok üretim” değil daha doğru, daha güvenli ve daha finansmanlı üretim olacağını düşünüyorum.
Birincisi, sektörün ağırlık merkezi kentsel dönüşüm ve deprem güvenliği etrafında daha net toplanacak. Bu yalnızca teknik bir mesele değil; proje geliştirmede risk yönetimi, şeffaflık ve denetlenebilirlik beklentisini de büyütecek. İkincisi, finansmana erişim zorlaştıkça, geliştiriciler ürün çeşitliliği, doğru fiyatlama, aşamalı teslim, güçlü satış sonrası gibi unsurlarla rekabette ayrışacak; yani pazarı “arsa” değil, işletme ve yönetim kabiliyeti sürükleyecek.
Üçüncü başlık, standartların hızla yükselmesi. Enerji verimliliği, karbon ayak izi, sürdürülebilir malzeme, su yönetimi gibi kriterler “ekstra” olmaktan çıkıp, ihale şartı / yatırımcı şartı haline gelecek. Dördüncü olarak da teknoloji: BIM, dijital ikizler, saha verisi, prefabrik/modüler uygulamalar ve daha endüstriyel üretim modelleri yaygınlaştıkça, oyun “şantiye gücü”nden “veri + süreç” gücüne evrilecek.
Özetle Türkiye’de inşaat, önümüzdeki dönemde güvenlik, sürdürülebilirlik, finansal dayanıklılık, teknoloji ekseninde yeniden tanımlanacak. Bu dönüşüm, doğru okuyan ve standardını yükselten şirketler için ciddi bir fırsat alanı yaratacak.