Celal Koloğlu: “Sektör, mevcut Kamu İhale Mevzuatı ile mega projeleri
14 yıl önce yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu’nda yıllar içinde yapılan değişikliklerin daha etkin, dinamik ve rekabetçi bir sistem inşa edilmesine katkı sağladığını ancak yeterli olmadığını belirten İNTES Başkanı Celal Koloğlu, “Kamu İhale Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana tam on dört yıl geçti. Kamu alımlarında eşit muamele, saydamlık, verimlilik, hesap verilebilirlik, kamuoyu denetimi ve rekabeti sağlamak amacıyla yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda günün gelişen koşullarının da getirdiği gereklilik nedeniyle çok sayıda değişiklik oldu. Kanun’daki değişiklikler, sistemin daha etkin ve rekabetçi bir sistem olarak inşa edilmesine katkı sağladı ancak mevzuatta uygulamalardan kaynaklı sorunlar maalesef devam etmekte” dedi.
İhale mevzuatının inşaat sektörünün daha rekabetçi, daha fazla katma değer yaratmasını destekleyecek şekilde yeniden ele alınması ve gerekli mevzuat değişikliğinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğinin altına çizen Koloğlu, “Kanun’u yönetmekle sorumlu kurum Kamu İhale Kurumu’nun sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler konusundaki hassasiyeti ve sorunların çözümü konusundaki yapıcı yaklaşımları bizleri sektör adına umutlandırıyor. Ancak sektörün sorunlarına çözüm olacak mevzuat değişikliğinin bir an önce hayata geçirilmesi ülkemizin kalkınmasına yön verecek projelerin zamanında başlayarak tamamlanması açısından son derece önemli. Mevzuattan kaynaklı sorunlar, bir an önce ekonomiye kazandırılması gereken katma değeri yüksek projelerin ihale süreçlerimi uzatıyor. İşlerin gecikmesi ise ne yazık ki daha yüksek maliyetlere ve kamu zararına yol açıyor. Mevcut Kamu İhale Mevzuatı ile mega projelerin ihalesini sağlıklı bir şekilde yürütmek mümkün değil. İNTES olarak her fırsatta dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz, geciken iş, en pahalı iştir” dedi.
“En ucuz teklife iş vermek bazen çok pahalıya mal oluyor”
Kamu ihale sisteminin işlerin istenilen kalitede, sürede, öngörülen maliyetle gerçekleşmesini sağlayacak şekilde kurgulanması gerektiğini belirten Koloğlu “Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan birçok sorunun temelinde isteyen herkesin hiçbir şart ve deneyim aranmaksızın inşaat- taahhüt sektöründe faaliyet gösterir olması bulunmaktadır. Ülkemizde inşaat müteahhitliğinin kriterlerinin tam olarak tanımlanmamış olması, bu işi yapmak isteyenlerde yeterlilik, lisans gibi belirleyici unsurların aranmaması isteyen hemen herkesin sektöre girebileceği bir iş alanı haline dönüştürmüştür.
Oysa ki ülke kalkınmasında taşıyıcı güç olacak mega projelerin istenen zaman ve kalitede tamamlanması için işin ehline teslim edilmesi en önemli nokta olmalıdır. Esas olan yapılabilir fiyatlarla işin ihale edilmesi, gerçekçi fiyat uygulanmasıdır. Yalnızca fiyat odaklı bir bakış açısı ve aşırı düşük teklifler ile iş yapma kültürünün gelişmesi ülkemiz için çok ciddi bir tehlikedir. Aşırı düşük tekliflerle alınan bir ihalede yapı güvenliğinden ve kaliteden söz edilemez” dedi.
“Fiyat farkları yıkıcı bir boyuta ulaştı”
Son dönemde kurlardaki dalgalı seyir sebebiyle müteahhitlerin öngöremedikleri maliyetlerle karşılaştıklarını, idarelerce fiyat farkı için TÜİK tarafından yayımlanan enflasyon farkının uygulandığını ancak demir, çimento gibi temel girdilerin dolar ve euroya endeksli olduğunu belirten Koloğlu, “İhalelerde istekliler tekliflerini verirken bir hesaplama yapmaktadır. Ancak ihale üzerinde kalan yüklenici için öngörülemeyecek fiyat artışları yıkıcı bir etki yaratmaktadır, yükleniciler zarara uğramaktadır. Bu nedenle, ihale dokümanlarında fiyat farkı sözleşmelerin olmazsa olmaz bir şartı olmalı ve yapım işine özgü ağırlık katsayılarının belirtildiği bir sistem ile ödenmelidir. Daha sonra karşılıklı anlaşma yolu ile sözleşmenin tasfiyesine imkan tanınmalıdır” şeklinde konuştu.
“Kamu İhale Kurulu Kararlarına karşı doğrudan Danıştay’da dava açılabilmeli”
Mevcut uygulamada Kamu İhale Kurulu kararlarına karşı idare mahkemelerine başvurulabildiğini, Danıştay’ın temyiz mercii olduğunu hatırlatan Koloğlu, “Yargı sürecinin uzun olması yatırımları geciktiriyor, telafisi mümkün olmayan kayıplara neden oluyor. Oysaki gerekli bilgi ve tecrübeye sahip yüksek mahkemenin Kamu İhale Kurulu kararlarına karşı açılacak davalarda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevli olması ve kesin karara hükmetmesi ile yatırımların da beklenen zamanda tamamlanmasına imkan verecektir” dedi.
“İş denetleme ve yönetme belgesi sahipleri ayrı bir statüde değerlendirilmeli“
Tek sözleşme kapsamında bir yapım işinden, asıl yüklenici dışında birçok kişi tarafından ve gerçekleştirilen işin bedelinden çok daha fazlaya denk gelen iş deneyim belgeleri alındığını, bu durumun hakkaniyete uymadığını ifade eden Koloğlu, “İş denetleme ve yönetme belgesi sahipleri ayrı bir statüde değerlendirilmeli Denetleme ve yönetme belgeleri toplamı ilgilinin görev unvanı ile ilgili olarak hissesine düşen belge tutarı toplamının toplam sözleşme bedeli tutarını, diğer bir ifade ile işin yapım işi yüklenicisine verilecek olan iş bitirme belgesinde yer alan “Gerçekleştirilen iş tutarı” miktarını geçmemeli” dedi.
Ayrıca iş denetleme ve iş yönetme belgeleri ve mezuniyet belgeleri ile bir tüzel kişiliğe ortak olunması halinde, bu ortağın yönetim kurulu üyesi veya şirket müdürü olmasının zorunlu hale getirilmesi, bu ortakların kesin kabul tarihinden itibaren 15 yıl süreyle işin yapımından idari ve mali olarak sorumlu olmasının gerekli olduğunu vurguladı.
Kamu İhale Mevzuat Sorunları ve Çözüm Önerileri Kitap Oldu
İNTES olarak gerek kamu kesimi gerekse yükleniciler açısından sorunların en aza indirilmesi adına sektör taraflarını bir araya getiren platformlar oluşturduklarını ve Kamu İhale Mevzuatı ile ilgili geçtiğimiz aylarda iki çözüm konferansı düzenlediklerini ifade eden Koloğlu, “Kamu İhale Kanunu inşaat sektörünü düzenleyen temel Kanun’dur. Daha adil, daha şeffaf ve daha rekabetçi bir sistem inşa etmek için kamu ve özel sektörün bir araya gelmesi çok önemli. Biz de İNTES olarak Kamu İhale Mevzuatı konusunu iki önemli çözüm konferansı ile gündeme taşıdık. Konferansımız, kamu ve özel sektörden çok sayıda temsilcinin katıldığı yoğun ilgi gören bir etkinlik oldu. Gerçekleştirilen sunumlar ve soru cevap bölümleri ile etkinliğimizin önemli çıktılarını kalıcı bir kaynak olması amacıyla kitap haline getirdik” dedi.